Tokat, yalnızca bir şehir değildir; o, Anadolu’nun kalbine işlenmiş bir hatıradır. Danişmendin irfanıyla yoğrulmuş, Selçuklunun medreselerinde ilimle aydınlanmış, Osmanlı’nın hanlarında ticaretle nefes almış, Cumhuriyetin iradesine gönülden omuz vermiş ama belki de hak ettiği karşılığı 103 yıldır tam görememiş bir şehir.
Her taşında bir dua, her suyunda bir hatıra vardır. Yeşilırmak bu şehrin kalbi, Kelkit ise nefesidir. Kalp ve nefes olmadan beden yaşayamaz; süreklilik olmadan da şehir gelişemez. Tokat’ın ruhu işte bu süreklilikte gizlidir.
Büyük İmtihan
Geçtiğimiz günlerde aşırı yağışların tetiklediği sel ve taşkınlar Yeşilırmak’ı kabarttı. Almus Barajı, 33 yıl aradan sonra ilk kez tam doluluk seviyesine ulaştı. Şehir büyük bir tehlikenin eşiğine geldi. Ancak barajdan bırakılan su dikkatle yönetildi, denge gözetildi, büyük bir yıkım yaşanmadı. Bu bir tesadüf değildi; bilinçli bir iradenin sonucuydu. Valilikten kaymakamlıklara, DSİ’den AFAD’a, belediyelere her kurum üzerine düşeni yaptı.
Bu kriz sürecinde Vali Abdullah Köklü özellikle öne çıktı. Gece gündüz sahada olmak, kararları zamanında almak, kurumları uyum içinde yönetmek… İbn Haldun’un dediği gibi: “Zorluklar, gerçek liderleri ortaya çıkarır.” Tokat bu zorlukta o liderliği gördü.
Ama Bir “Ama” Var
BAŞTEK Derneği olarak Sayın Valimizden defalarca randevu talep ettik; yanıt alamadık. Bu yalnızca bizim yaşadığımız değil, pek çok sivil toplum kuruluşunun karşılaştığı bir durumdu. İlk dönemde mesafeli bir yönetim anlayışı hâkimdi. Sonradan değişti; STK’larla görüşmeler başladı, sahaya inildi, diyalog kapıları aralandı.
Ve şimdi, tam da bu olgunluk noktasına gelinirken, Tokat’ın ortalama vali değişim süresi olan iki yıl dolmak üzere.
Staj Bitti, Peki Ya Tokat?
Yıllardır aynı döngü: Vali geliyor, şehri tanıyor, gidiyor. Yerine yenisi geliyor, sıfırdan başlıyor, o da gidiyor. Bu şehir adeta bir mülkî idare okulu hâline gelmiştir. Yöneticiler burada olgunlaşır; asıl ustalık dönemlerini başka şehirlerde icra ederler. Bu döngüden en çok zarar gören ne giden vali ne de Ankara’dır. Zarar gören Tokat’tır, Tokatlılardır.
Ankara’ya Sesleniyoruz
Tokat bir staj alanı değildir. Köklü tarihi, stratejik coğrafyası ve dinamik insanıyla bu şehir; süreklilik sahibi, iz bırakmaya kararlı bir yönetime muhtaçtır. Strateji ancak süreklilikle, kalkınma ancak stratejiyle mümkündür.
Sayın Valimize bu zorlu süreçteki özverili duruşu için yürekten teşekkür ederiz. Devletin ciddiyetini ve vakarını sizde gördük. Ama Niksar cevizi gibi yalnızca dışını gördük; içindeki sıcaklığı, gülen yüzü ve şefkati keşfetmeye fırsat bulamadık. Süremiz yetmedi.
Tokat ulu bir çınar gibidir; gölgesiyle nice nesilleri serinletir, dallarıyla nice hatıraları taşır. Ama o çınarın yaşaması için yalnızca mevsimlik dostlar değil, her daim su veren, köklerini besleyen, gövdesine can katan güçlü bir irade gerekir.
Atatürk’ün Tokatlılara söylediği o sözler bugün de hafızalarda yankılanıyor:
“Hiçbir savunma vasıtasına sahip olmasak dahi, dişimiz, tırnağımızla, zayıf ve dermansız kolumuzla mücadele ederek şeref ve haysiyetimizi, namusumuzu müdafaa etmeyi zaruri görüyorum.”
Bu söz, Tokat’ın Millî Mücadele’ye verdiği katkıyla birlikte tarih kitaplarında pek yer bulmaz. Tokatlılar bunu sormaz; çünkü bu toprakların kaderi hep vakarla susmak olmuştur. Fakat artık susmak yetmiyor çünkü suskunluğumuz anlaşılmadı. Şimdi haykırma zamanı… Atatürk’ün Tokat’a teşrifinin 107. yıl dönümünü idrak etmeye hazırlanırken…
Artık Tokat’ın türküsü yarım kalmasın; bu topraklarda yönetim, yalnızca bir hatıradan ibaret değil, geleceğe uzanan kalıcı bir miras bıraksın.
Saygılarımla
KAYNAK: TokatMedya


